Şafak Pavey, Ümraniye’de bir evde odaya kilitlenen engelli bir kızı anlattı: “İlk defa bahçeye benimle çıktı. İsim vermemişler. Adını Ayşe koydum. Annemin adı…”

 

CHP Genel Bakan Yardımcısı Şafak Pavey, VATANın sorularını yanıtladı. Pavey, Türkiye’nin dört bir yanında bedensel ya da zihinsel engelli genç kız ve çocukların aileleri tarafından kilit altında tutulduğunu anlatırken  “Aşılması gereken bariyerler çok yüksek” dedi.

Saklanan engelli kızlar

  • Engelli kadınlarla ilgili elimizde yetince veri var mı?

İstatiksel olarak hiçbir çalışma yok. Sadece 2002’deki AB tarafından yapılan nüfus sayımında ortaya bir rakam var. O da toplumun yüzde 51 ile uyumlu ama sanırım oran daha yüksek.  Çünkü engelli kadın,  saklanan kadın. Saha ziyaretlerinde en çok gördüğüm şeylerden biri bu oldu. Ziyaret ettiğim evlerde, karanlık, arka odalara kilitlenmiş engelli kız çocukları buluyorum. İsimleri bile konmamış… Biri 8 yaşında. İsmini soruyorsun, ‘İsmi yok. İsmi mi olacak’ diyorlar. Kaç çocuk, sayısını hiç bilemiyoruz. Van’dan Antalya’nın dağ köylerine kadar bu manzarayla karşılaşıyorum. Türkiye’de ‘saklanan engelli kız çocukları’ diye bir mesele var.

  • Bu çocuklar size ulaşabiliyor mu?

Bunu dert edinmişseniz o çocukları bulursunuz. Çünkü beşinci sorudan sonra ortaya çıkıyor. Ailede başka çocuk yok mu, görünenler mi sadece gibi…Arkada kulübe var mı diye bakıyorsunuz. Ve kulübenin kapısına ulaşabildiğinizde o kız çocuğunu buluyorsunuz. Bazen çabanız karşılığını bulabiliyor, bazen siz ayrıldıktan sonra durum eski haline dönebiliyor.Siz o çocuğa değer verirseniz, bu ansızın tetikleyici bir kabule dönüşebiliyor. Ama sonrasının da takibini ürküterek değil şefkatle yapmak gerek. Saklandığı odadan çıkartabilmek ilk adım.

Mahallede itibar kaybı!

  • Böyle bir örnek yaşadınız sanıyorum

Evet. İstanbul, Ümraniye’de.

  • O kız çocuğuna isim verebildiniz mi?

8 yaşındaydı. İlk tanışmamda verdim. Adını Ayşe koydum. Annemin ismi.

  • Bireysel olarak uğraştınız bir olay galiba. Nüfus cüzdanı yok, İsmi yok.

Evet öyle. Bu çocuk o odadan kurtuldu. Düşünün karanlık bir odada büyüyen bir çocuk. İlk defa bahçeye benimle çıktı. Birlikte çam ağacı ektik. İlk defa toprağa eli orada değdi. Ortopedik engelli bir kızımız. Ama bu değebildiğimiz bir hikaye..  Ulaşamadığımız nice benzerleri var.

  • Siz çok zor bir kesimi temsil ediyorsunuz?  Ne hissediyorsunuz o çocukları gördüğünüzde?

Sorumluluğu  çok ağır. Kimin koyduğu belli olmayan yazısız kurallar var. Ailedeki engellilik mahallenin içinde itibar kaybı anlamında… Bu da başka bir mahalle baskısı.. Mahallenin kuralları çekilen acıdan daha önemli oluyor. Mahalleyi insandan daha değerli kılan bu katı gelenek, insanı unutmuş. Soyut ve tuhaf kavramların etrafında canlı kalmış.  Aşılması gereken bariyer çok ve yüksek.

‘Yasalar son derece iyi ama…’

  • “Kanun var sokağa ulaşamadık” demiştiniz. Sokakta değişiklik var mı?

Son BM raporunda kadın erkek fırsat eşitliğinde Türkiye 20 sıra geriledi. Günde 5 kadın cinayeti artık uluslar arası raporlarda yer alıyor. Bu da şiddetin giderek artmasının yanı sıra aslında sokağın tam ters istikamette, hem de büyük bir hızla gittiğine işaret ediyor. Bizim gibi toplumlarda katı gelenek bireysel acılardan daha değerlidir. Modern hukukla yönetilen İslam toplumlarında kadına şiddet uygulanmasını yasaklayan yasalar var ama,  bu yasaları uygulayabilmek güç. Dini geleneklerin gömülü olduğu kültür, ailenin veya toplumun namusu, kadının çektiği acılardan veya yaşadığı talihsizliklerden daima daha önemlidir. Yoksa son derece iyi yasalarımız var. Ama olması durumu değiştirmiyor.

  • Üstelik AB standartlarını yakalamış yasalar bunlar…

Afganistan’da da yasalar var. Ama üçüncü kız çocuğunu doğuran kadını kayınvalidesi öldürebiliyor.  Türkiye’nin AB müktesebatına uygun kanunlar geliştirmiş olmasına rağmen bu meseleyi çözememesinin en büyük nedeni, kültürdeki dönüşümü sağlayamamış olmasıdır.

Yabancı kadınların kurban olma potansiyeli yüksek

  • Kadın cinayetleri durmak bilmiyor.Haftalardır ABD vatandaşı bir kadının İstanbul’da öldürülmesi gündemde..

Kadına şiddette yabancı kadınların kurban olma potansiyeli yüksek. İtalyan seyyah gelin Bacca’nın başına Nijerya’da bir şey gelmedi, Türkiye’de öldü. Bir dönem Antalya’da, Fethiye’de “Helga cinayetleri”  denilen cinayetler vardı. Yabancı kadının öldürülmesi, zamanında medyada böyle isimlendirirdi. Derin kültürün yabancı kadın algısında bir çatışma görüyorum.

Bir de kadın yabancı olunca, konuşulan konuların stili değişiyor. Cinsel ilişkiye girdi mi girmedi mi, ajan mıydı değil miydi?

  • “Orada ne işi vardı” gibi garip yorumlar bile yapıldı…

Kimsenin aklına Türkiye’den de Avrupa’ya veya başka ülkelere giden göçmenlerin kaldığı küçük odalar gelmiyor bunları konuşurken. Dünyada bizim de bodrum katlarına sığınmış göçmenimiz var. Konunun ana başlığı cinayet olmalı oysa… Kalanı polisiye roman tadında ayrıntılardır.

 

Deniz GÜÇER RÖPORTAJI

CHP’li Pavey’in TBMM’nin en renkli odasına sahip. Onlarca tablosu bulunan Pavey, “Çok çeşitli evet. Fas, Küba; Hollanda, İran… Rastladıkça almaya çalışıyorum” diyor.

CHP’nin çözüm önerileri

  • CHP olarak öneriniz nedir, söz ettiğiniz kültürel dönüşüm nasıl sağlanacak?

Çok basit. Kız çocuklar ve kadınlar hayatın her alanında görünür olacaklar. Kız erkek çocuk aynı sırada oturabilecek, kadın erkekle aynı güçlü konumlarda olabilecek. Kadını eve mahkum eden çok çocuk ve yoksul çocuk yerine ailenin bakabileceği kadar çocuk;  çocuklara anne çalışırken bakabilecek modern, erişilebilir ve ucuz kreş; devletin çok çocuğu değil mevcut çocuğu iyi imkanlarla eğitebilecek teşvikleri, kız çocuklarının sporun her alanına ulaşabilmesi… Kız çocuklar için en değerlisi onu özgürlükle tanıştıracak, geleneğin ağır baskısından kurtaracak seküler eğitime kolayca erişebilmektir.

‘İmamlar sessiz kalmamalı’

  • Diyanet daha çok mu devreye girmeli?

Dini emirleri dünyevi kurallardan daha çok önemseyen toplumlarda Diyanet gibi kurumların asıl işlevinin insan hayatına değer veren bakışı yaygınlaştırmak olduğunu düşünüyorum. Ben bugünkü yapısı ile Diyanet kurumuna karşıyım. Ancak madem var, sorumluluğunu yerine getirmeli. Kurum olarak açıkça ve şiddetle karşı çıkmalı. İmamların kadın cinayetlerinde sessiz kalması bir teşvik gibi algılanabilir.

 

‘Bahar’  kadınlara kış oldu

  • Dünyada da Batılı ülkeler dahil kadınların tam olarak haklarını alamadığını belirttiniz.

Kadın konusu Avrupa’da 50 senede çok büyük haklar elde etti. Ama orada da başka şeyler ortaya çıkıyor. Mesela Segalone Royal, 2007’de cumhurbaşkanlığına aday olduğunda Sosyalist Parti’den adayı ‘Cumhurbaşkanı olursa çocuklarına kim bakacak? demişti. Dünya da kadın konusunda henüz bütün olarak ilerleme kaydedemedi. Mısır’da, Libya’da, Tunus’ta Arap Baharı da kadınları vurdu. İnanılmaz tecavüz ve taciz olayları yaşandı, yaşanıyor. Arap Baharı kadınlar için bahar değil kış oldu.