5 Temmmuz 2015

Uğur Dündar – Sözcü Gazetesi 

E-mail: [email protected]

http://www.sozcu.com.tr/2015/yazarlar/ugur-dundar/safak-paveyin-cesaret-metanet-basari-ve-iyilige-adanmis-yasam-oykusu-877791

 

“Bu yazı 24 Mayıs 1996, saat 09.03’te, Cenevre’de treninin altında bedeninin yarısını bırakan kızım Şafak Pavey’in cesaret ve metanetinin, tasavvuf sözlüğündeki cevabıdır…”
Ayşe Önal

 

“Her şey, 24 Mayıs’ta, bir akşamüstü telefonu ile başlamadı.
O Cuma, saat 11.00’de, bir telefon konuşmasında ansızın sızlayan burnum ve gözlerimden sessizce süzülen birkaç damla yaşın sebebini, telefonun öte yanındaki sese sordum; “Bana ne oluyor? Durup dururken ağlıyorum.”
Cevap, “Yaşlanıyorsun artık!” oldu.
Halbuki en çok gülmekle eleştirilirdim!
Oysa tam burnumun sızladığı o sırada, Zürih’te saat 10.00’da, Şafak Pavey tren istasyonunda kurulan seyyar hastanede, bilinci ve metaneti yerinde, ameliyat olmaktaydı.
Bunu ertesi gün öğrenecektim. Ve diğer şeyleri de…
Şafak’ın doktoruna üst yanına savrulmuş kolunu ve parçalanmış bacağını göstererek “Kurtarabilir misiniz?” dediğini, doktorun “Üzgünüm, hayır” cevabını verdiğini ve Şafak”ın “Öyleyse kalanları kurtarmalısın, yoksa annem çok üzülür,” dediğini ve sonra Üniversgspital Hastanesi’ndeki bütün sağlık ekibini şaşkın hayranlıklara garkettiğini ve Dr. Gabriela’nın “Cesaret ve metanet genetiktir” dediğini…
Hayatın bütün çığlıkları gece yarısı duyulur sanırdım.
Oysa bize dair çığlıklar sıradan bir gün ışığında çöktü evimize…”

* * *

Gazeteci Ayşe Önal, kızı Şafak Pavey’in geçirdiği tren kazasının ardından yaşadığı acıyı böyle anlatıyor, onunla birlikte kaleme aldığı “13 Numaralı Peron” kitabında.
Yanılmıyorsam Andre Gide, “Bir insan her şeyini yitirebilir. Ama cesaretini asla…” der.
Büyük şair Ziya Osman Saba da o güzelim dizelerinde “Hayatta bütün mucizelerin ve saadetlerin mümkün olduğunu” dile getirir.

* * *

Nitekim mavi gözleri ameliyata alındığında bile yaşam sevinciyle ışıldayan Şafak, genetik miras olarak bedeni ve ruhunda taşıdığı cesaret ve metaneti sadece o masada sergilemedi. Hayatının rotasındaki yolculukların tümüne yayma başarısını ve azmini gösterdi.
Örneğin tedavisinin 6. ayında, Amerika’da annesine verilecek “En cesur Kadın Gazeteci” ödülünü almak için hastaneden kaçtı!
Oysa kol protezi henüz yapılmamıştı ve kesik bacağı da iskelet halindeydi!
0perasyondan sadece 1 yıl sonra Londra’daki Westminster Üniversitesi’ne kaydolarak “Uluslar arası ilişkiler ve AB politikaları” okumaya başladı. Ardından London School of Economics’de lisans üstü eğitim aldı.

* * *

Kararlıydı.
Kendi deyimiyle “Sol yanının hasarlı” duruma gelmesi, başlattığı büyük yaşam koşusuna engel olamayacaktı.
Böylece bedeninin yarısını yok eden o trenden intikam alırcasına, adeta bir tren hızıyla başarıya doğru koşmaya başladı.
Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Dünya Sekretaryası’nın ilk özel ismi oldu. Mülteci kamplarını dolaşarak, umutsuzlara umut olmaya çalıştı.
İran, Uganda, Angola, Mısır, Irak, Lübnan, Afganistan, Suriye, Yemen, Filistin’de “Kadın ve çocuk hakları” için sergilediği diplomatik çabalar takdir topladı.

* * *

Güç koşullarda insanlık için sürdürdüğü girişimleri anlatırken meslek büyüğümüz Güneri Civaoğlu’nun Şeffaf Oda’sında şunları söylüyordu:
“BM’de çalışırken, Lübnan’da mayın temizliğine gittim. Gördüklerim yürek paralayıcıydı. Parça tesirli bombadan 600 parça çıkıyor. Fosforlu yapıyorlar. Evlerine dönmüş olmalarına rağmen günde yaklaşık 5 insan hâlâ ya kolunu, ya gözünü kaybediyordu. İnsan eliyle yaşatılan bir felaket… Savaş yerlerinde çalıştıysanız hiçbir savaş tezkeresini onaylayamazsınız.
…Afganistan’da şarjla çalışan bacağım elektrik olmayan bir köyde kasılıp kalmıştı. Mülteci çocuklar çaresizliğimi görünce eski transistörlü Rus radyolarından şarj makinesi yaptılar. Rüzgar gülü gibi!.. Bacağımı şarj ettik çocuklarla!..”

* * *

2011’de CHP’den milletvekili seçildi.
Benim İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayımdı.
Çünkü İstanbul’a çok yakışacağına ve başarılı olacağına inanıyordum.
Olmadı…
Ama yeni Meclis’te CHP’nin Başkan Vekili olarak oturumları yönetecek.
Hiç kuşku duymayın.
Hayatı cesaret, metanet, başarı ve iyiliğe adanmış zarafet simgesi bu genç kadın, o makama da çok yakışacak ve çok başarılı olacak…